Önce "Olmak"
Sevgili okuyucularım;
Bu yazıma, çok sevdiğim eski ve anlamlı bir kıssa ile başlamak istiyorum.
Bir gün bir kadın, küçük oğluyla birlikte Gandhi’yi ziyaret etmek için aşrama gider. Kadının büyük bir derdi vardır: Çocuğunun şeker bağımlılığı... Gandhi’ye yaklaşır ve "Oğlum şeker yemeyi bir türlü bırakmıyor. Lütfen ona şekeri bırakmasını söyler misiniz?" diye rica eder.
Gandhi çocuğu ve anneyi dinler, ardından kadına dönerek: "Lütfen iki hafta sonra çocukla beraber tekrar gelin" der.
Kadın şaşırsa da iki hafta sonra tekrar Gandhi'nin karşısına oturur. Gandhi çocuğun gözlerinin içine bakar ve sadece iki kelime söyler: "Şeker yemeyi bırak."
Anne şaşkınlıkla sorar: "Peki ama bunu iki hafta önce neden söylemediniz?"
Gandhi gülümser ve o tarihi cevabı verir: "Çünkü hanımefendi, iki hafta önce ben de hâlâ şeker yiyordum..."
Bu hikayeyi çok ama çok seviyorum! Bana bir şeyi savunuyorsan, bir fikrin arkasında duruyorsan, "önce kendin o olmalısın" diyen en zarif hatırlatıcıdır bu.
Eğer çevre bilinciyle, doğayı korumak için çalışıyorsam; her şeyden önce kendi söylediklerimi bizzat yapan insan olabilmeliyim.
Sormalıyım kendime:
Evimde doğru bir atık yönetimi yapıyor muyum?Camları, plastikleri, kağıtları, pilleri özenle ayırıyor muyum?Bu atıklardan ileri ya da geri dönüşüm üretebiliyor muyum?Hepsinden önce, henüz kasaya gitmeden, bir ürünü satın alma aşamasında durup düşünüyor muyum? "Bu gerçekten ihtiyacım mı?" diye sorabiliyor muyum?Aldığım ürünlerin ambalaj yüküne dikkat ediyor muyum?Ne kadar israf ediyor, ne kadar tasarruf sağlayabiliyorum?
Yani kısacası; ben çevreciliğin neresindeyim? Ben çöp yaratıyor muyum? Yaratıyorsam, o çöpün ne kadarının sorumluluğunu üstleniyorum?
Kendim uygulamadan size; "Evinizde Bokashi kompostu yapabilirsiniz, gıda atıklarınızı çöpe göndermeden evinizde çok pratik yöntemlerle toprağa dönüştürebilirsiniz" desem, bu sözüm sizi ne kadar etkiler?
Kendim her sezon modayı takip eden, her yıl gardırobunu baştan aşağı yenileyen, durmadan tüketen biriysem; size dönüp "Düşünmeden alışveriş yapmayın" dememin ne kıymeti kalır?
Aracımdan dışarı elimdeki çöpü atarsam, yol kenarlarında çekirdek çitleyip kabuklarını savurursam, her gün zevk uğruna kovalarca suyla araç yıkarsam ya da banyoda saatlerce suyu açık bırakırsam; "Çevreni temiz tut, suyu israf etme, yeşili koru" derken ne kadar inandırıcı olabilirim?
İşte bu yüzden, bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce olmak gerektiğini görüyorum. Ve olmadan söylemiyorum, olmadan konuşmuyorum.
Örnek bir davranış görmek istiyorsam, önce kendim örnek olmalıyım. Doğru davranışı kendim sergilemeliyim ki, başkalarına da yol gösterebileyim. O nedenle yıllardır "önce olmaya" gayret ediyorum.
Tabii ki kimse mükemmel doğmuyor. Bu yüzden "oldu" demiyorum kendime; "oluyorum" diyorum. Zira "olmak", bir gün biten ya da "Tamam, ben artık oldum!" diyebileceğimiz durağan bir kavram değil.
Her gün oluyorum. Her gün oluyoruz. Olmalıyız...
Eğer bir fikri savunuyorsan, doğanın ve yaşamın yanındaysan; önce kendin o savunduğun şeyin ta kendisi olmalısın!
Yorumlar