Advert
Advert

Bu Yağışlar Normal mi?

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Serap Toker Uykun

Bu Yağışlar Normal mi?
Her yıl yaz gelir; "Bu ne sıcak yaz!" deriz.
Kış gelir; "Çok soğuk!"
Baharlar ise malum, geçiş mevsimidir; ani sıcaklık farkları, zamansız yağışlar derken etrafta herkes hasta...
Yazın kavurucu sıcağında "Ah, bir kış gelse...", kışın ayazında ise "Ah, bir yaz gelse..." diye hayıflanırız.
Biz insanoğlunun mevsimsel algı döngüsü hep böyleydi, buna alışmıştık.
Peki, sonra ne oldu?
Yazlar çok daha yakıcı hale gelirken, kışlar da ılıman geçmeye başladı. Yeterince uzun kışlar yaşanmıyor, son yıllarda o her yere düşmesi gereken bereketli karlar yağmıyor. Biz yine memnuniyetsizliğimize tam gaz devam ediyoruz tabii, o ayrı mesele...
Biraz kuvvetli yağmur yağınca hemen "Barajlar doldu, kuraklık tehlikesi bitti" sanıp kendimizi avutuyoruz. Oysa bir yandan her gün devasa buz tabakalarının eriyip okyanus sularına karıştığı haberlerini izliyoruz.
İklim değişikliği tam olarak bu; görmezden gelemeyiz, ilgilenmeden yapamayız. Bu bir ülke ya da bölge meselesi değil. Bir takım, parti veya ideoloji meselesi de değil.
Üzerinde nefes aldığımız bu yegâne gezegenin meselesi.
Ve o gezegeni yönettiğini, biçimlendirdiğini iddia eden bizlerin meselesi.
İster İngilizce konuşun, ister Arapça, ister Türkçe... Kanımız dünyanın öbür ucundaki insanla nasıl aynı renkte akıyorsa, bu kriz de dünyanın her yerini aynı ağırlıkla vuruyor. Gözlerimizi kapayamayız, yok sayamayız, kaçamayız.
Tehlike öyle uzaklarda falan değil; tam burnumuzun dibinde!
Hem de tam şu an, bugün yaşanıyor.
İklim anomalileri artık yıllar önce geleceğe dair konuştuğumuz senaryolardan ibaret değil; geldik, o eşiği çoktan geçtik.
Gerçekten su savaşları, gıda krizleri yaşamamız mı gerekiyor?
Elimizdeki bilgi ve farkındalıkla; kadını erkeği, genci yaşlısı, çoluğu çocuğu demeden bilinçli yaşamak ve geleceğimizi bugünden kurtarmak zorundayız.
Bu mücadele en başta kendimize karşı olmalı. Silahla, kavgayla değil; bilgiyle, farkındalıkla ve içsel dönüşümümüzle gerçekleşmeli. Her mücadele kırarak, dökerek, inciterek verilmez. Bazı savaşlar içeridedir, kendimizledir; dönüşmemiz gereken o sağduyulu insana dönüşebilmemizle ilgilidir. Artık bu kişisel süreç, toplumsal bir uyanışa evrilmek zorunda. Dünya vatandaşları olarak gezegenimizde daha bilinçli ve barışçıl bir yaşam biçimine geçmeliyiz. İnancımızın, tuttuğumuz takımın, oy verdiğimiz partinin ya da bayrağı altında yaşadığımız ülkenin değişmesi gerekmiyor. Değişmesi gereken tek şey; insanlığın gezegenine verdiği değer ve sadece tüketen değil, aynı zamanda onaran ve "türeten" bir anlayışa yönelmesi.
Bugün de klavye başına geçtiğimde yine içinizi sıktığımın, kafanızı şişirdiğimin farkındayım. Belki bazılarınız hâlâ "Bu kadın da neler anlatıyor böyle, derdimiz başımızdan aşkın, ekmek kavgasındayız, ne dönüşümü ne gezegeni?" diyordur. Hatta belki bu yazıyı sonuna kadar okumamıştır bile...
Ama yine de sormaktan vazgeçmeyeceğim: Sahiden, nefes alacak bir dünyamız kalmadığında, geriye kalan hangi kavganın bir anlamı olacak?

begendim
1
Begendim
bayildim
1
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar